GERÇEKÜSTÜ KONUŞMALAR GEÇTİ ARAMIZDA
Hayatın karmaşıklığı üzerimde, içimde, her yerimde. Söylenmeyecek sözler söyledi bir de bana. Saydı, saydırdı; içinden geldiği gibi konuştu. Beni anlayamadığını da söyledi, kimseyi anlayamadığını bir de. Farkı göremediği için, beni kendi sandığını da. Bende seni anlayamıyorum dedim ona. O kadar kapalısın ki, o kadar karmaşık. İçime dert olmadan önce sen, ne güzeldi herşey. Senin öyle olduğunu bilmeden önce, ne kadar berraktı gökyüzü. Artık yanımda birileri olsa da böyleyim. Ya da çok büyük bir roldeyim. Ne fark eder ki, oyunun içindeyiz hepimiz...
Hayatın karmaşıklığı üzerimde, içimde, her yerimde. Sessizce konuştu benimle. Yeter diye bağırdı bir de. Bir anda oldu herşey. Çekip gitti bütün siniriyle. Beni başbaşa bıraktı kendimle. Başladık yine kendimle beraber, kendi kendimize konuşmaya. Ensemde nefesi, ciğerlerimde havası, beynimde, başımda düşünceleri, kalbimde, içerimde hissettikleri. Ne yapsam da mutluyum gibi. Bir yandan da büyük bir keder arkada pusuda bekliyor. Yaşadığıma seviniyorum, işte bu sebepten. Bana baktığının da farkındayım.Ama olsun, ne gelirse gelsin biliyorum ki, senin oyununun bir parçası herşey. Ve sen karmaşasın bir de, karmaşıklığının yanında. Sana olan inancım, beni ne kadar güçlü kılsa da, sebebim belli kendi içimde. Herşey zaten benim içimde. Olan da olmayan da. Ben yarattım seni, belki de benden kopan bir parçasın sende. Ben olmasam, ne yapardın diye düşündüm. İçinin eridiğini hissettim. Bende erimeyen tek şey kuşkudur. Seni de bitiren o gizemli el, işte o el benim elimdi. Kare aslarım benim...
Hayatın karmaşıklığı üzerimde, içimde, her yerimde. Yok olmanı diledim; bütün nefretim, bütün saygım içimde. Uzaklardayım sanmıştım, bana ulaşamayacağını düşünmüştüm. Ama o yalnızlık seferlerinde, o rahatlama seanslarında, bol bol seni düşünmüş, ciğerlerime temiz hava çekerek, sana dinlenmiştim. Hazırdım, kimse üzülmesin diye dayanmıştım buna. Rahat rahat bağırıyorum şimdi, avazım çıktığı kadar, boğazım patlayacak gibi. Sonsuzluk benim için bir büyük dert. Sonunu göremeyeceğim için seviniyorum. Seni senden almalarını izliyorsun sessizce. Ben ise sana bağırıyorum bütün nefretim, bütüm ızdırabım içimde.
Hayatın karmaşıklığı üzerimde, içimde, her yerimde. Her seferinde benle, benden biri, benim gibi. Kestiremiyorum neredesin, tam olarak. Belki de çok uzaktasın benden, ya da ben de çok uzaklardayım seninle. Giderken demiştim kendime, dönecek diye bir gün. Dönmeni beklemedim aslında. Senin de işin zordu çünkü. Hayatın karmaşıklığıydın sen. Başlı başına bir serüvendi seninkisi, bizimkilere benzemeyen. Yorulmadan geçen zamanı, görmezden geliyordun sen de. Yani yoluna çıkan herkesi ve herşeyi, sen kendi içinde yaşatıyordun. Sen zamanın kendisi mi, yoksa onun bir meşkalesi miydin? Sonuçta herkes bir halkanın içinde küçülüyordu. O büyük halka olmak neye yarar; eğer herkes dönüyorsa durmadan, bir halkanın etrafında dedin bana. Evet haklıydın, düşünmeme yol açtın, bana bir kapı daha açtın.